Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
Toplam 17 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 17 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #11
    Üyelik tarihi
    11.Ocak.2014
    Mesajlar
    1,706
    Aldığı Teşekkür
    42
    Ticaret Puanı
    0
    Blog Başlıkları
    3

    Standart

    Önce Cumhuriyete ve Can DÜNDAR ile Cumhuriyet gazetesi emekçilerine, sonra da sana teşekkürler usta.

    Baskı ve korku çok büyük. Cumhuriyet, haberi kaldırdı mı bilmiyorum, kaldırmasa bile içeriğe erişim engellendi ve Can DÜNDAR hakkında hemen ajanlık etiketi ile soruşturma başlatıldı. Umarım başına bir şey gelmez. Eline, yüreğine sağlık.

  2. #12
    Üyelik tarihi
    05.Ekim.2013
    Mesajlar
    4,401
    Aldığı Teşekkür
    30
    Ticaret Puanı
    0
    Blog Başlıkları
    3

    Standart

    Şu ana kadar bu silahları inkar edenler, şimdi savunmaya, masumlaştırmaya çalışıyor. Demek ki AKP'ye verilen oylar, IŞİD'e, ÖSO'ya ve benzeri tecavüzcü barbarlara da destek olarak gidiyor. Daha kim nasıl savunuyor bu tezgahı? Yeter artık, uyanalım lütfen!

  3. #13
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    3,101
    Aldığı Teşekkür
    54
    Ticaret Puanı
    0

    Standart Erdoğan Can Dündar'ı tehdit etti

    Erdoğan Can Dündar'ı tehdit etti

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT TIR'ları haberini yapan Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar için, "Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu" sözleriyle tehdit etti.




    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT Haber'de TRT Haber Daire Başkanı Nasuhi Güngör, Star gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak ve Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan'ın sorularını yanıtladı.


    Erdoğan, programda Cumhuriyet gazetesinin MİT TIR’ları haberiyle ilgili şunları söyledi:


    'Ben davamı da açtım'

    "Bu olay Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu. Hep şunu ifade etmişimdir: Özellikle insani yardım noktasında şu anda Milli İstihbarat Teşkilatımız Bayırbucak Türkmenlerine bu desteği vermektedir. Kimden aldın bu rakamları? Paralel yapı. MİT'e yönelik atılan o iftiralar bir ajan bir casusluk faaliyetidir ve bu gazete de bunların arasına girmiştir. Avukatlarıma talimatı verdim hemen davayı açtım. Burada hakikaten samimi dürüst olan, onlara verdiğimiz eğitimi çok samimi olarak açıklarlar.


    Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu. Üst akıl böyle bir talimat veriyor. DAİŞ'ten bahsettiler, terör örgütlerinden bahsettiler. Bayırbucak Türkmenleriyle ilgili bizim desteğimizin olmadığını iddia ediyorlar. Ahmet Davutoğlu Bey'in, benim defaatle yaptığımız toplantılar var. Lojistik yardımlarımızı, verdiğimiz eğitimleri açıklarlar.


    Biz onları yalnız bırakmamanın ötesinde, sıkıntıda olanların bir kısmını ülkemize çektik, tekrar daha sonra gönderdik. Bu konuda bize muhalif olan siyasilerden, bunu bilenler de vardır. Biz zalim Esed'in eline bunları bırakamayız. Elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Ben davamı da açtım. Bunların derdi Türkiye'nin imajına gölge düşürmek. Bunu özel haber olarak yapan kişi de bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu."


    Ne olmuştu?
    Cumhuriyet gazetesi, MİT'e ait olan TIR'lardaki havan, top ve tüfek mermisi gibi mühimmatlara ait olduğu belirtilen görüntüleri yayınladı.

    Yayınlanan görüntülerde jandarma eşliğinde ve savcı nezaretinde kapakları açılan çelik kasalarda önce antibiyotik dolu kutular görülüyor. İlaçların altındaki kasalar açıldığında da havan, top mermisi ve ağır makineli tüfek mermileri ortaya çıkıyor.


    Görüntülerin yayınlanmasının ardından Cumhuriyet gazetesi hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatıldı.

    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar görüntüleri neden yayınladıklarına ilişkin açıklama yaparak, "Bir gazetenin, bir gazetecinin görevi okurunu bilgilendirmek, halkı bu tehlikeden, bu tehditlerden haberdar etmek, bu maceraya kalkışan yetkilileri ikaz etmektir. Cumhuriyet, bu sorumluluğun bilinciyle bu görüntüleri yayınlıyor" dedi.


    Cumhuriyet gazetesi de Adana’da durdurulan MİT TIR'larının taşıdığı belirtilen askeri mühimmat görüntüleri haberinin ardından getirilen yayın yasağı ve haklarında açılan soruşturmaya ilişkin açıklama yaparak, "Susmak yok" dedi.


    Başbakan Ahmet Davutoğlu, 30 Mayıs'ta partisinin Ankara mitinginde konuyla ilgili "O yardımlar Bayırbucak Türkmenleri'ne gidiyordu" dedi.


    Siirt milletvekili adayı ve AK Parti Dış İlişkiler'den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay da Adana ve Hatay'da durdurulan MİT TIR'larının Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) gittiğini söylemişti.

    İMC TV

  4. #14
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    3,101
    Aldığı Teşekkür
    54
    Ticaret Puanı
    0

    Standart Can DÜNDAR: Tehdidi bırak, bu 20 soruya yanıt ver!

    Tehdidi bırak, bu 20 soruya yanıt ver!

    1- Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Mayıs'ta Almanya gezisinden dönerken uçakta gazetecilere "Hiç kimse kalkıp ‘MİT, El Kaide'ye silah gönderdi’ diye iftira atarak, istihbarat teşkilatımızı zan altında bırakamaz. Eğer haysiyetleri varsa, ispatla mükelleftirler" dedi. Türkmenlere “insani yardım” yollandığını söyledi.
    ( https://www.yenisafak.com. tr/gundem/o-gorusmedenimvardi- 2140531 )

    MİT'in silah yolladığı görüntülerle ispat edilince neden dava açılması talimatı verdi?

    2- Cumhuriyet’te haberin çıktığı 29 Mayıs günü, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kayseri’de Fransız Haber Ajansı’na “Yardım, Özgür Suriye Ordusu ve Suriye halkı içindi” dedi.
    (https://www.hurriyet.com.tr/ gundem/29154186.asp)
    Ertesi gün Ankara’daki mitingde, “O yardımlar Suriye Bayırbucak Türkmenlerine gidiyordu” diye düzeltti.
    (https://www.milliyet.com. tr/davutoglu-o-yardimlarbayirbucak/ siyaset/detay/ 2066874/default.htm)
    Arada ne oldu da Başbakan fikir değiştirdi?


    3- Davutoğlu’nun genel başkan yardımcısı ve AK Parti Siirt Milletvekili Yasin Aktay, 18 Mayıs günü Siirt’te “O silahlar Özgür Suriye Ordusu’na gidiyordu” dedi.
    (https://www.hurriyet.com.tr/ gundem/29036154.asp)
    O da mı yanlış biliyordu?


    4- Silahlar Türkmenlere gidiyordu ise neden Türkmenlere yakın bir sınır kapısı yerine o dönem Nusra Cephesi’nin kontrolündeki Reyhanlı kapısı tercih edildi?

    5- Devlet yetkililerinin halkına, Meclis’e, dünyaya yalan söylemesi, yalanı deşifre eden gazetecileri tehdit etmesi suç mudur değil midir? Ya da hangisi daha büyük suçtur?


    6- Kime giderse gitsin, yapılan işlem ulusal ve uluslararası hukuka göre bir suçsa, bir gazeteciden bu suça ortak olmasını beklemek doğru mu? Gazeteci, asıl yayımlamazsa suçlu olmaz mı?


    7- Görüntüler doğru olmadığı için mi sansürlendi, doğru olduğu için mi?


    8- Yapılan “insani yardım” ise neden diğer insani yardımlar büyük şovlarla taşınırken bu gizli tutuldu? İlaç, battaniye sevk ediliyorsa, bu neden “devlet sırrı” sayılıyor? Neden bunlar gururla sergileneceğine, görüntülerine yasak koyduruluyor?


    9- Adana Cumhuriyet Savcılığı “Gerçeği yansıtmayan, sahte görüntüler” yayımladığımız gerekçesiyle soruşturma açtı. Gerçek değilse neden devlet sırrını ifşadan soruşturma açıldı? Sırsa neden “sahte” denildi.


    10- Aynı savcılık “Gizli kalması gereken bilgileri açıklamak”tan soruşturma açıyor. Kime göre ve kimin için gizli kalması gerekiyordu ki bu bilginin? Halk için mi? MİT için mi? IŞİD için mi? Devletin çıkarının bu bilginin deşifre edilmesinden değil, gizlenmesinden geçtiğine kim, neye göre karar veriyor?


    11- “Devlet sırrı” damgası, bir suçu örtbas etmekte kullanılabilir mi? Bir eylem “suç” ise “sır” olması, onu aklamaya yeter mi? Mesela bir darbe planı ortaya çıkarılsa üzerindeki “devlet sırrı” damgası nedeniyle ifşa edilmeyecek midir? Bu durumda darbeciler mi, ifşa edenler mi suçlu olur?


    12- Silahlar ÖSO’ya değil, Türkmenlere gitti diyelim; bu ulusal ve uluslararası hukuka uygun, meşru bir transferse neden gizlemek ve yalan söylemek gereği duydunuz? Görüntülerin yayımlanmasından neden rahatsız oldunuz?


    13- Silahlar nakliye sırasında, -Reyhanlı’da olduğu gibi- bir kazaya uğrayıp patlasa, ölenlerin sorumluluğunu kim üstlenecekti? Yine bir örgüt bulunup sorumluluk onun üzerine mi yıkılacaktı?


    14- Başbakan Davutoğlu, “TIR’da ne olduğu kimseyi ilgilendirmez” dedi. Hesap vermesi gereken Meclis’e ve sevkıyat sırasında yaşamı tehdit altına giren halkına bir açıklama borcu yok mu?


    15- MİT’in uluslararası silah nakletmek gibi bir görevi, işlevi var mı? Bu görev, kanunla belirlenmiş mi?


    16- Silahların IŞİD’e değil, Türkmenlere gitmesi, bunun illegal bir operasyon olduğu gerçeğini değiştirir mi? Operasyona yasallık kazandırır mı? Gittiği adres, devlet eliyle silah sevkıyatını meşru kılar mı?


    17- Bu bir devlet kararıysa neden vilayetin, savcılığın, jandarmanın hatta MİT Bölge Başkanı’nın haberi yok?


    18- TIR’lar yakalanınca MİT, “Malzeme bizim. Türkiye içi birimler arası nakil işlemi yapılıyor” diye savcılığa yazı vermiş. Bir devlet kurumunun, diğerine sahte belge vererek yalan söylemesi, olağan bir uygulama mıdır?


    19- Bütün bu skandal, sevkıyat sırasında yakalanmalar, askerler arama yapınca mensuplarının kimliğini gizlemeye çalışmalar, TIR’ın önüne direksiyon kırmalar, durdurmayı beceremeyince valiyi devreye sokmalar, dünyaya rezil olmalar, MİT’in büyük beceriksizliğinin de kanıtı değil mi aynı zamanda? Devletin istihbarat teşkilatı, bu kadrolara mı emanet?


    20- Ve son soru: Sahi, Hakan Fidan neden istifa etmişti? Bu operasyonun deşifre olmasında, MİT içinde bu kanunsuzluklardan rahatsız olan kadroların payı var mı?

    Can DÜNDAR - Cumhuriyet

  5. #15
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    3,101
    Aldığı Teşekkür
    54
    Ticaret Puanı
    0

    Standart İşte Can Dündar'a yöneltilen suçlar ve Cumhuriyet'in yanıtı

    İşte Can Dündar'a yöneltilen suçlar ve Cumhuriyet'in yanıtı

    Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhurbaşkanı Erdoğan adına verilen şikayet dilekçesinin içeriğini açıklayıp değerlendirdi.

    MİT TIR'ları ile ilgili yayın yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, canlı yayında bir gazeteciyi tehdit eden ilk Cumhurbaşkanı olarak Türkiye tarihine geçmişti.
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MİT TIR'ları haberi nedeniyle Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Cumhuriyet gazetesi hakkında suç duyurusunda bulundu.


    Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Erdoğan'ın suç duyurusunda yer alan suçlamaları değerlendirdi.


    "Cumhurbaşkanı adına verilen şikayet dilekçesine göre, bir haberin yayınlanması bakın ne kadar çok ve ağır suçlara yol açıyormuş?


    a) TIR'ları arayan örgüt mensuplarının eylemine iştirak (TIR'ların aranmasına fiilen Can Dündar da mı katılmış?)

    b) Soruşturma yürütülen örgüt mensuplarının eylemine iştirak. "soruşturma yürütülen örgüt mensupları" yeni Türkiye'nin hukuk anlayışı mı?

    Hakkında daha dava bile açılmamış insanlara örgüt mensubu demek hiçbir şekilde izah edilemez. Madem Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların örgüt mensubu olduğunu tespit etmiş, o halde savcılar soruşturmaya hemen son versin; artık yargılama yapmaya da gerek kalmamış oluyor bu durumda.

    c) Gerçeği yansıtmayan haber, yorum ve görüntüleri yayınlamak suretiyle hem "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" etmiş, hem de "gizliliği ihlal" suçunu işlemiş. Lütfen aklınıza mukayyet olun. İddiaya göre, gerçek olmayan (dava dosyasında da olmayan) bir kaydın yayınlanmasıyla dosyanın gizliliği nasıl ihlal edilebiliyor? Dosyada olmayan bir şey yayınlanınca, dosyanın gizliliğinin ihlal edilmesine ceza hukukunda "işlenemez suç" deniyor. Şuna benzer: bugün 25 yaşında olan bir gencin Adolf Hitler'i öldürmeye teşebbüsle suçlanması.


    d) Bu haberi yayınlayarak Can Dündar, "Hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" etmiş oluyormuş.


    Birincisi, böyle bir suç yok. Söyleneni cebir ve şiddet yoluyla yapmaya kalkarsanız ve tabi elverişli bir örgüt ve teçhizatla birlikte. O zaman böyle bir suçlamanın mantığı olabilir; ama bir haberle (hem de iddiaya göre gerçek dışı bir haberle) hükümeti devirmeye teşebbüs absürd bir masalın konusunu oluşturabilir. e) bir yandan gerçek olmayan haber ve görüntü deyip, öte yandan devlet sırrının teminiyle suçlamak ise, olsa olsa devletin elinde gerçek olmayan (sahte) önemli ve gizli belgeler, görüntüler olduğunu iddia etmektir. Misal, devletin arşivinde tuttuğu ve sır niteliği verdiği bir sahte İran haritası var; ama aslında bu Iran haritası değil de Papua Yeni Gine'de bir halk plajının haritasıdır. İşte siz bunu yayınlarsanız, devlet sırrını ifşa etmiş olursunuz. Allah akıl sağlığımızı korusun."



    Cumhuriyet

  6. #16
    Üyelik tarihi
    11.Ocak.2014
    Mesajlar
    1,706
    Aldığı Teşekkür
    42
    Ticaret Puanı
    0
    Blog Başlıkları
    3

    Standart

    Şu an AKP yandaşı olmayan tüm basın yayın organlarında Erdoğan'ın tavrına karşı çıkılırken Can Dündar'a destek mesajları iletiliyor. Peki, o haberi neden bu basın yayın organları da yayınlayamıyor. Bir ülkede tüm gazeteciler, haberciler de suçlanamaz herhalde. Sözde değil özde destek sunulmalı. Siz baştan teslim olursanız ülkede özgür basın hiç olmaz. İlle de iktidarlardan mı icazet alacaksınız?

    Özgür basına gazeteciler, haberciler örnek olarak sahip çıkmalı, bildiklerini cesurca yazmalıdır.

  7. #17
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    3,101
    Aldığı Teşekkür
    54
    Ticaret Puanı
    0

    Standart Vali MİT TIR'larında silah olduğunu kabul etti

    Vali MİT TIR'larında silah olduğunu kabul etti

    MİT'e ait TIR'ların durdurulduğu dönemde Adana Valisi olan Hüseyin Avni Coş, savcılarla ilgili soruşturma yürüten HSYK'ye gönderdiği yazıda, dolaylı olarak TIR'larda silah ve patlayıcı olduğunu kabul etti.



    Coş, "Bu tür tehlikeli araçların Adana'ya gelmeden muhtemel can ve mal kayıplarını ortadan kaldırmak için meksun mahal dışında kontrol yapılması gerekirken, Adana'ya girmesine engel olunması zorunluluğu varken bu tedbirlerin hiçbiri alınmamıştır" dedi. Bu arada Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi, TIR'lara ilişkin aldığı yayın yasağının devamına karar verdi.

    HSYK Müfettişlerinin, MİT TIR’larının durdurulması nedeniyle casusluk iddiasıyla tutuklanan dönemin Adana savcıları Süleyman Bağrıyanık, Aziz Takçı, Özcan Şişman ve Ahmet Karaca ile dönemin Kırıkhan Başsavcısı Yaşar Kavalcıoğlu hakkında meslekten ihraç istemli hazırladıkları 438 sayfalık raporda, dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş’un bir yazısı da yer aldı. Rapora göre müfettişler Vali Coş’tan Adana’da TIR’ları durduran savcı Aziz Takçı ile ilgili görgü ve duyuma dayalı bilgi istedi.


    3 Haziran 2014 tarihinde başmüfettişin müzekkeresine yanıt veren Coş, olayı kendi açısından anlattı.


    Coş: ‘Bilgi verilmedi’
    19 Ocak 2014 pazar günü 07:30 civarında Jandarma 156 telefon hattını Ankara’dan arayan bir şahsın yaptığı “ihbar” üzerine Adana İl Jandarma Komutanı’nın bütün jandarma teşkilatını harekete geçirdiğini belirten Vali Coş, komutanın görev vererek ihbarda sözü edilen Adana istikametine gelen patlayıcı yüklü 3 TIR’ı yakalatmak amacıyla özel yetkili savcı ile müşterek bir adli operasyon planlaması içerisine girdiklerini kaydetti. İhbarda sadece patlayıcı yüklü TIR’lardan bahsedilmesi ve daha önce El Kaide ve IŞİD adına metropollerde bombalı eylem yapılmak istenildiğine dair pek çok istihbarat bulunmasına rağmen Adana İl Jandarma Komutanlığı’nın bu ihbarı il valisi, il emniyet müdürü ile paylaşmadığını savunan Coş, şöyle devam etti:
    Jandarma Görev Yönetmeliği’nin 144. maddesinde bu tür konuların jandarma tarafından vakit geçirmeksizin mülki amire bilgi verilmesi emredilmişken, il jandarma komutanı bu olayı il valisine zamanında bildirmemiştir. Eğer ihbardaki gibi ‘patlayıcı yüklü’ ve muhtemel eylem amacıyla Adana’ya intikal eden araçlar var ise bu tür tehlikeli araçların Adana’ya gelmeden muhtemel can ve mal kayıplarını ortadan kaldırmak için meskun mahal dışında emniyetli bir yerde ilk yardım, sağlık, itfaiye ve polis birimlerinin de desteği sağlanarak ihtiyatlı ve dikkatli bir kontrol yapılması amacıyla çalışma yapılması ve behemehal Adana’ya girmesine engel olunması zarureti varken bu tedbirlerin hiçbiri alınmadı. Araçların Pozantı’dan Adana il hududuna girişinin izlenilmesi ile yetinildi. TIR’ların Pozantı’dan sonra Mersin-Tarsus il hududuna girmesine, yüklerini boşaltmak ya da eylem yapmak amacıyla Mersin veya Tarsus yerleşim merkezlerine girmesi de ihtimal dahilinde olmasına rağmen Mersin güvenlik makamlarına hiçbir bilgi verilmedi.
    ‘Tehlike arz ediyorlar’
    Savcının ve jandarmanın TIR’ların Adana il merkezinden geçip Ceyhan istikametine yöneleceğini biliyormuş gibi Ceyhan Sirkeli otoban gişelerinde tertibat aldırdığını iddia eden vali Coş, şunları kaydetti:
    Saat 12:01 itibariyle 3 TIR aracı ile buna eşlik eden MİT mensuplarına ait bir otomobil durduruldu. MİT görevlileri, ısrarla kimlik göstermek istedi ve telefonla amirlerine bilgi vermek istedi. Buna rağmen imkan verilmeden araçlarından zorla indirilip tartaklanarak, kelepçe takılmak suretiyle seyyar karakol aracının nezarethanesine kapatıldılar. Saat 13:00’den sonra 3 TIR jandarma kışlasına götürülmek üzere otobandan İncirlik mevziine geldiğinde TIR’lardan 2 tanesi orada bırakılıp bir tanesi şehir merkezinde Öğretmenler Bulvarı’na getirilerek tam kavşakta durdurulmuş ve meskun mahalde teşhir edercesine 2. defa arama yapılmaya başlanmış, gazetecilerin görüntü almalarına imkan sağlanmıştır. Yerleşim yerinde tehlike arz edecek ve vatandaşta panik yaratacak şekilde, haber yapılmasına zemin hazırlanarak, ayrıca yakalanan TIR’ların sayısını fazla göstermek amacıyla farklı yerlerde görüntü alınarak ikinci bir arama yapılmıştır.
    Konunun kendisine Jandarma Komutanı tarafından dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na refaket ederken saat 12:40’ta haber verildiğini aktaran Coş, kendisinin de konuyu hem MİT’e hem de İçişleri Bakanı’na bildirdiğini söyledi. “Sayın bakanımızın emir ve talimatları doğrultusunda olaya müdahale edildi” diyen Coş, savcılığa ve İl Jandarma Komutanlığı’ndan “MİT görevlilerinin yasal görevlerini yaptıklarını, Başbakanın izni olmadan görevliler hakkında adli işlem yapılmasının mümkün olmayacağını, görevlerinin engellenmemesi, derhal serbest bırakılarak araçlarının seyrine izin verilmesi”nin yazılı olarak istediğini anlattı. Coş, şunları kaydetti:
    Savcı Aziz Takçı’nın bilerek ve isteyerek görevi dışında, MİT’e ait olduğunu bildiği TIR’larda arama yapmak ve ilgili TIR’ları alıkoymak suretiyle devletin gizli sırlarını ifşa ettme kastını ortaya koyduğu kanaatindeyim. Kamu düzeni ve güvenliğini ciddi biçimde sarsacak yaklaşım, yöntem ve uygulamalara yer verdiği, görevin işbirliği içinde yapılması, muhtemel risklerin elimine konusunda hiç özenli davranılmadığı müşahede edilmiştir.
    Sendika.Org

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Cevap: 0
    Son Mesaj : 29.Temmuz.2015, 23:38
  2. 4 eski bakan hakkında suç duyurusu
    Konu Sahibi erkolay Forum Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15.Haziran.2015, 19:52
  3. Hacklendiniz Mi? Suç Duyurusu Dilekçe Örneği
    Konu Sahibi megatron Forum Bilişim Hukuku
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Ocak.2015, 23:01
  4. Apple iOS 8.0.2 Duyurusu
    Konu Sahibi deniz Forum Apple Destek Forumu
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Eylül.2014, 20:28
  5. The Order 1886: Yeni Silahlar Tanıtıldı
    Konu Sahibi WeBMasteR Forum Oyunlar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Eylül.2014, 19:07

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Yasal Bildirim
Sitemizde paylaşım yapan tüm üyeler T.C.K 20. Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrasına göre kendi konu ve mesajlarından sorumludur. Webmaster.bbs.tr hakkında yapılacak olan hukuksal ve diğer şikayetler için iletişim bölümünden iletişime geçilmesi halinde site yönetimi tarafından gereken işlemler yapılacak ve ilgili kişilere/kurumlara/vekillerine bilgi verilecektir.
Sosyal Medya