Sayfa 8 Toplam 11 Sayfadan BirinciBirinci 1234567891011 SonuncuSonuncu
Toplam 101 adet sonuctan sayfa basi 71 ile 80 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #71
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart

    Bolu'da yılbaşı kutlamalarına tepki gösteren Büyük Birlik Partisi üyelerinin kentin en işlek caddesinde yaptığı gösteride, temsili yeniçeri, yurttaşlara hediye paketleri dağıtan Noel Baba'yı kovaladı.

    BBP üyesi gençlerin yaptıkları eylemde İzzet Baysal Caddesi'ndeki gösteride Noel Baba yoldan geçen vatandaşlara hediye paketleri dağıttı. Bu sırada padişah vezirine dönerek Noel Baba'nın cadde üzerinde ne yaptığını sordu. Noel Baba'nın hediye dağıttığını duyan padişah sinirlenerek vezirine "Atın bunu kentten" diyerek bağırdı. Padişah, Noel Baba'yı alması için yeniçeriye talimat verince cadde de kovalamaca başladı.

    DHA'da yer alan habere göre yılbaşı ve noel kutlamalarına tepki gösteren BBP Bolu İl Başkanı Mahmut Alan, "Vatandaşlar yeni yıla girecekleri için kutlama yapıyorlar. Biz noel kutlamalarına karşıyız. Bunu da böylesi bir oyunla dile getirmek istedik" dedi.



  2. #72
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart


  3. #73
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart


  4. #74
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart


  5. #75
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart


  6. #76
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart 'Şifa olsun' diye yuttuğu 16 cm'lik istavrit öldürüyordu!

    'Şifa olsun' diye yuttuğu 16 cm'lik istavrit öldürüyordu!

    Küçük canlı alabalıkları "şifa niyetine" yutan kadın bu kez tam 16 santimetre uzunluğunda, 3 buçuk santimetre genişliğinde istavrit balığını canlı olarak yutmaya kalkınca neredeyse ölüyordu.



    66 yaşındaki bir kadın , sahilde balık tutanların kovasından aldığı 16 cm uzunluğunda 3.5 cm eninde canlı istavriti "mide hastalığıma şifa olsun" diye yutunca mutlak bir ölümle burun buruna geldi. Bu büyüklükteki istavrit, daha önce de küçük alabalıkları canlı yuttuğu öğrenilen kadının nefes borusunu tıkadı. Nefes alamadığı için vücut fonksiyonları duran kadın yakındaki hastaneye kaldırıldı. Doktorlar hemen müdahale etti bir bölümü gözle görünen balığı kadının boğazından çıkardı. Ardından kalp masajı yapıldı, kadının yeniden nefes alması sağlandı. Doktarların ölümün kıyısından aldığı kadın, bu sürede organların gördüğü hasar nedeniyle yoğun bakım ünitesine alındı. Medical Park Fatih Hastanesi'nde tedavisi süren kadının sağlık durumunun halen ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

    BALIKÇININ KOVASINDAN ALDIĞI 16 CM'LİK İSTAVRİTİ CANLI YUTMAYA ÇALIŞTI

    Geçtiğimiz Cuma günü meydana gelen olay şöyle gelişti;

    Gelini ile birlikte Eminönü'ne gezintiye çıkan kadın, sahilde dolaşırken balık tutan bir vatandaşın kovasından aldığı canlı balığı ağzına attı. Çok geçmeden nefessiz kalıp yere yığılan kadını yanındaki gelini Medical Park Fatih Hastanesi'ne götürdü. Kadına acil serviste müdahale edildi. Kadının boğazındaki balığı gören anestezi uzmanı, tutulabilir durumdaki balığıeliyle müdühale edip geri çıkardı. Nefes borusuna tüp koyularak hava alması sağlanan kadın hayata döndürüldü ve tedavinin devamı için yoğun bakım ünitesine alındı.
    Kadının nefes borusunu tıkayan istavrit balığının boyunun 16 cm eninin de 3.5 cm olduğu görüldü. .

    BALIĞIN KAFASI NEFES BORUSUNU TIKAMIŞ
    Kadının boğazında kalan balığı çıkaran anestezi uzmanı, acil servise indiğinde nefes alamadığını gördüğünü ifade ederek, “Solunum yolu tıkalıydı, ağzının içine baktık, kocaman bir balık gördüm balığı elimle çıkarıp aldım. İşte yaklaşık 15-17 cm boyunda hareketsiz duran bir balıktı. Balığın kafası hastanın nefes borusunu tıkamış durumdaydı. Hasta nefes alamıyordu. Onu çıkardıktan sonra nefes borusuna tüp koyup havalandırmaya başladık. Daha sonra tıbbi müdahalede bulunduk. Kalbi çalışsın diye kalp masajı yapıldı. Hastayı yoğun bakıma aldık“ dedi.

    "KUYRUĞUNDAN TUTUP ÇIKARDIM"
    Panik yaşamadığını belirten anestezi uzmanı, “Ağzını açtığımda bir cisim gördüm. Bu ne ağzında birşey var dedim. Yanındakiler 'balık yuttu' dediler. Öyle deyince gördüğüm şeyin balık olduğunu anladım. Kuyruğundan tutup çıkardım. Sıra dışı bir şey sonuçta, gördüğüm bir şey değil. Zor çıktı tabi ki balık kayıyor. Başkası da çıkarabilirdi. Oğlunun bana söylediği zaten küçük canlı balık yutarlarmış. Ben ilk kez duydum. Mide ve bağırsakları temizlediğine inanıyorlarmış. Bir insan canlı balık yutacaksa. 17 cm balık yutmaz. Genel durumu kötü eğitimsizlik, cahillik işte" dedi.

    "CANLI BİR ŞEKİLDE YUTMAYA ÇALIŞMIŞ"
    Acil hekimi Dr. Zülfü Özkılıç ise hasta yakınlarının acil servise geldiklerinde 'Annem balık yuttu', diyerek bağırdıklarını belirterek, “Biz de 'balık yedikten sonra kılçık mı yuttu?' diyerek acil servise aldık. Acilen kalp masajına aldık, nabzı yoktu hastanın, tansiyonu sıfır, herhangi bir ritim yoktu. Acil kodu verdik. Bununla beraber ilgili branşlardan hekim arkadaşlarımız geldi. Boğazında yabancı bir cisim gördük. Yabancı cismi anestezi uzmanımız elleriyle çıkardı. Balığı hasta canlı bir şekilde yutmaya çalışmış. Yutmaya çalışırken de soluk borusuna kaçmış. Şu an yoğun bakımda. Ama henüz bilinci ve veya uyanıklığı yok. Hayati riski hala devam ediyor." diye konuştu

    "YUTULAN CANLI BALIK TEDAVİ ETMEZ"
    Özkılıç, hasta yakınlarına 'bu balığı neden yuttu' şeklinde sorduklarını kaydederek, "Annelerinin canlı balık yutmayı daha önceden de yaptığını söylediler. Ama balığın bu kadar büyük olmadığını daha küçük alabalık yuttuğunu söylediler. Yutulan canlı balığın hastalıklara iyi geldiğini düşünüyorlarmış. Bu nedenden yutmuşlar balığı. Hekim olarak böyle bir şeyin mümkün olmadığını düşünüyoruz. Herhangi bir sağlık literatüründe böyle bir uygulama yok. Yanlış bir uygulama" dedi.

    28.01.2015 - Radikal

  7. #77
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart


  8. #78
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart


  9. #79
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart


  10. #80
    Üyelik tarihi
    03.Ekim.2014
    Mesajlar
    2,974
    Aldığı Teşekkür
    46
    Ticaret Puanı
    0

    Standart Gözaltında kaybedilene devletten mektup: Sizi bulamadık, dosyanız düştü!

    Gözaltında kaybedilene devletten mektup: Sizi bulamadık, dosyanız düştü!

    12 Eylül Darbesi'nden sonra Hayrettin Eren ve Nurettin Yedigöl'in kaybedilmesine, İrfan Çelik, Maksut Tepeli ve Mustafa Tunç'un işkencede öldürülmesine ilişkin dosyalar zamanaşımı nedeniyle düştü. Eren hakkındaki tebligat, "Mağdur Hayrettin Eren" adıyla annesi Elmas Eren'in yaşadığı eve gönderildi.





    İstanbul Hasköy’de yaşayan 26 yaşındaki Hayrettin Eren, 21 Kasım 1980 günü arkadaşı Ahmet Öztürk ile buluşmak için otomobiliyle evden çıkmıştı. Buluşma yeri, Saraçhane’ydi. Eren, burada polislerce gözaltına alınarak Karagümrük Karakolu’na götürüldü. Annesi Elmas Eren karakol karakol gezdi. Karagümrük’te, oğlunun adının gözaltı kayıt defterinde yazılı olduğunu görmüştü. Fakat burada, Hayrettin’in Gayrettepe’deki Siyasi Şube’ye götürüldüğü söylendi. Elmas Eren, Siyasi Şube’ye vardığında, “Oğlun burada yok” denildi. Dışarı çıkınca oğlunun otomobilini şube bahçesinde olduğunu fark etti. Dönüp yeniden sorduğunda tartaklandı. Arkadaşı Ahmet Öztürk, “Onu hem karakolda hem de siyasi şubede gördüm” dediyse de kulak veren çıkmadı. Ve bir daha Hayrettin’den haber alınamadı. Anne Elmas ve baba Kemalettin Eren çalmadık kapı bırakmadı. Cumartesi Anneleri’nin her eyleminde katıldı.

    ‘MAĞDUR HAYRETTİN EREN’

    Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın, 2011 yılında seçim öncesi Dolmabahçe’deki Ofisi’ne davet ettiği Cumartesi Anneleri’nin içerisinde, Elmas Eren de vardı. Eren söz alarak, “Oğlumun tek bir kemiğine bile razıyım. Senden oğlumun mezarını istiyorum” dedi. Fakat mezar bulunamadı. Buluşmadan bir yıl sonra baba Kemalettin Eren, solunum yetmezliğinden hayatını kaybetti. Hayrettin Eren hakkında veraset işlemleri gereği 2013 yılında “gaiplik kararı” (yokluk) çıkarıldı. Buna rağmen, halen annesinin yaşadığı eve, adına hazırlanmış seçmen kartları, askerlik cepleri ve nüfus kağıdını yenileme kararları gelmeye devam etti. Her bir davetiyede, Elmas Eren’in acısı tazelendi.

    Hayrettin Eren adına gönderilmiş son evrak ise, kaybedilmesine ilişkin soruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki karar oldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 24 Aralık 2014’te hazırlanan ve “Mağdur Hayrettin Eren” adına gönderilen evrakta, 21 Kasım 1980’de Siyasi Şube’de kaybolmasına ilişkin olayın eski Türk Ceza Kanunu’nun 243/1. maddesine göre işkence ve 450/3. maddesine göre işkence ile öldürme suçları kapsamına girdiği, aynı yasanın 102/1-3 maddelerine göre bu suçlarda 10 ve 20 yıllık zamanaşımı süresinin olduğu ifade edildi. Bu nedenle, “Suç tarihinden bugüne kadar tüm aramalara rağmen zamanaşımını kesen usuli bir muamele yapılmamış, suçun temas ettiği kanun maddesinde yazılı cezanın nevi ve miktarına göre zaman aşımı süreleri 29 Ocak 2000-29 Ocak 2010 tarihleri itibariyle dolmuş bulunduğundan kovuşturmaya yer olmadığına” hükmedildi.

    Eren’in kardeşi Faruk Eren, 90’lı yıllarda meydana gelmiş, Hasan Ocak, Rıdvan Karakoç ve Kenan Bilgin’in kaybedilmesine ilişkin vakalarda bile zamanaşımına gidilmek istendiğini belirterek, “Ülkemizde cezasızlık hali, kurala dönüştü. Bir şekilde hesap sorulması gerekirdi. İnsanlık suçlarında zamanaşımının olmaması gerekirdi. Ne yazık ki iktidar bu yönde hiçbir adım atmıyor. Bu bizi öfkelendiriyor. Devlet bizim acımızın küllenmesine vermiyor. Bu tebligatı bile ağabeyimin adına yolluyorlar. Gaiplik kararı aldığımız halde hâlâ seçmen kartı ve askerlik celbi gönderiliyor” dedi.



    Anne Elmas Eren, 2011’de dönemin Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’deki Ofisi’nde Cumartesi Anneleri ile yaptığı buluşmaya katılmış, “Oğlumun tek bir kemiğine bile razıyım. Senden oğlumun mezarını istiyorum” demişti.


    DÖRT ÖLÜME DE TAKİPSİZLİK

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24 Aralık 2014 tarihli kararında Hayrettin Eren’in kaybedilmesinin yanı sıra İrfan Çelik’in 14 Eylül 1980’de Siyasi Şube’de ve Davutpaşa Askeri Cezaevi’nde, Mustafa Tunç’un 9 Temmuz 1982’de Sultanahmet Cezaevi’nde ve Maksut Tepeli’nin 5 Şubat 1984’te Siyasi Şube’de işkencede öldürülmesi ve Nurettin Yedigöl’ün de 17 Nisan 1981’de Siyasi Şube’de kaybedilmesine ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Ayrıca Cengiz Şahin, Mustafa Kemal Derinkök, Memik Horoz, Filiz Öğretmen, Hüseyin Öge, Huzeyme Karakoçak, Atilla Karagöz, Filiz Yalçın, Turan Eldeniz, Nejat Kangal, Veysel Selen ve Hamza Eşit’in işkence gördüğü iddiasına ilişkin de aynı karara varıldı.


    Haber: İSMAİL SAYMAZ - Radikal

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Türk Dil Kurumu Hacklendi
    Konu Sahibi erkolay Forum İnternet
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Aralık.2014, 21:15
  2. Dahi Türk
    Konu Sahibi osman75 Forum Site Ekle
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15.Aralık.2014, 18:41
  3. Türk yapımı sosyal ağ
    Konu Sahibi deniz Forum Diğer Sosyal Medya Platformları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Temmuz.2014, 10:54
  4. Türk NASA geliyor
    Konu Sahibi WeBMasteR Forum Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Haziran.2014, 10:41
  5. Türk Gemileri Somali'de
    Konu Sahibi WeBMasteR Forum Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06.Haziran.2014, 14:20

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Yasal Bildirim
Sitemizde paylaşım yapan tüm üyeler T.C.K 20. Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrasına göre kendi konu ve mesajlarından sorumludur. Webmaster.bbs.tr hakkında yapılacak olan hukuksal ve diğer şikayetler için iletişim bölümünden iletişime geçilmesi halinde site yönetimi tarafından gereken işlemler yapılacak ve ilgili kişilere/kurumlara/vekillerine bilgi verilecektir.
Sosyal Medya