Bugün beni çağırsan her şeyi bırakıp gelebilir miyim bilmiyorum.
Hala bitmemiş olabilir misin?
Bunca yokluğunda hala var kalmayı başarmış olabilir misin gerçekten?
Kurulu düzenimi bozabilir miyim?
Akıp giden hayatımın yolunu değiştirebilir miyim?
Ne istediğimi bilmiyorum.

Seninle sürmesini istediğim bir hayatsa şayet, şuan neden yanında değilim?
Bizi birbirimizden ayrı tutan şey ne?
Nasıl bağlı kalamadık birbirimize?
Başkasının olmaya ne zaman karar verdik?
Ne zaman bittiğini hissettim içimde?
Hayallerimden, senden, seninle, bizimle ilgili her şeyden ne zaman vazgeçebildim?

Bu ana kadar unuttuğumu sanıyordum.
Oysa herkese aynı şeyi savunurdum ben.
Bunu kendimde adım kadar iyi bilirdim.
Ama kabullenemezdim.
Unutulmazdı hiçbir şey.
Unuttum diyen yalan söylerdi.
Sadece zaman girerdi araya.

Ölümün acısına bile merhem olan zaman, yaraya merhem olan zaman, kabullenmeye,
ümidi kaybetmeye, yeni umutlar aramaya yarayan zaman.
Zaman sadece geçerdi. Ve geçerken acıyı da geçirirdi.
Yaşanan şeylerin üzerinden başka şeyler geçirirdi.
Ve unuttum derdi insan.

Oysa bir görse onu, bir görse çeke çeke biteceğini sandığı acısını,
bir görse en son ne zaman gördüğünü hatırlamadığı yarısını,
bir görse sol yanının sızısını, unuttum dediği ne varsa dikilecekti karşısına.

Şimdi çağırsan gelir miyim bilmiyorum.
Kollarımdan tutan şeylerden, arkamda bırakacaklarımdan vazgeçebilir miyim bilmiyorum.
Seni, bu yazdıklarımı ne zaman düşünmeye başladım onu da bilmiyorum.

Oysa sadece rüyamda gördüm ben seni dün gece.


Kaynak: Ne istediğimi bilmiyorum.