Avuçlarımı kaldırıp, içindeki kiri gösteriyorum Tanrı'ya,
Tanrım! merhamet...
onu, avuçlarımdaki yaraya merhem et...

İçimizde bir şeyler saklıyoruz,
saklıyoruz, gizliyoruz, kaybediyoruz,
önce hislerimizi, sonra sizi, ve kendimizi...

bir sihirbazın ellerinde, hızla kayboluyoruz,
el çabukluğundan kaynaklanıyor belki de, kim bilir..

aynı el çabukluğuyla elimi tut sen,
gözlerini kapat, konuşma..
ki, ne zaman konuşmaya çalışsan sen, benim dudaklarım kanar
başkasının adı çıkmasın diye ağzından, kendi dudaklarımı ısırırım ben
tırnaklarımı yerim, gözlerimi kaçırırım gözlerine doğru,
nefes alışım değişir, kokunu içime çekmekten,
yerimde duramam mesela, yanında dururum...

gidiyorsan mesela,
yeni umutlar verme bana, iyelik dileklerini boşver,
bir cam parçası ver bana, bir kaç toplu iğne ver,
hayatla bağlarımızı keselim,
kurduğumuz hayallerdeki balonları patlatalım,
bana hatıra bırakma, sert bir cisim bırak bana,
kıralım birbirimizi, parçalandığımız kadar mesafe koy aramıza,
gidiyorsan mesela,
fotoğrafları al, silahı bırak bana,
aklıma gelişini vuralım...
gidiyorsan mesela,
suyu kes, ateşimizi söndürme,
anıları yakmayalım, arkanda bıraktığın izleri yakalım...
gidiyorsan mesela,
bana acı şeyler ver,
arkandan güleceğim saçmalıklar yapma, ağlat beni,
iyi ki değil, keşke dememi sağla,
mutlulukları bırak, bana pişmanlıkları ver.

gidiyorsan mesela, hani nasıl derler?
Siktir git!

"Başka bir yağmur damlası bul seni yarınlara taşıyacak..."


Kaybolan Şehir Aşk Forumu'ndan Alıntı.