canım benim,
az önce uyandım, saat gecenin bir yarısı, üç buçuk suları. genelde hep böyle olur, gecenin bir yarısı uyanılıp bol bol acı zıkkımlanılır, böyle tuhaftır klasik aşıklar. sırf kaideye uymak için 11 saat önceden bir uyku hapı alıp zıbardım. neyse dediğim gibi az önce uyandım, ketila su koydum, mutfakta çaydanlıkta var ama onun yerini tutmaz, bilerek böyle yaptım, çünkü seninde yerini hiçbir şey doldurmuyor. böyle de dengesiz oldum işte... neyse bir acı kahve koydum, kendime gelmek adına. ayık kafayla bazı saçmalıklarımın önüne geçerim diyerekten, ama sanırım arkasına geçtim bu sefer de elimde olmadan. almış başını gidiyor saçmalıklarım, mesela şu an hayatımda olmaman, damlaya damlaya göl olur atasözüne sırtını dayamış resmen okyanus olmakta, bende adeta şaşkınlıkla izleyip bütün bunları g.t olmaktayım. sayende, sağ ol, eksik ol..
(ma)...

ne diyecektim ben sana sahi, neden başladım bu yazıya henüz bilmiyorum. dur elbet bir sebep uydururum. şimdi hiçbir gerekçem yok, kahvem masada duruyor bir sigara yakıp önce nikotin takviyesi yapayım bünyeme, sonra güzelce yudumlarım acı kahvemi, adamın ruhuna tecavüz eden şarkılardan da bir tane açarım... ne çalsam acaba? o kadar düşünmeye gerek yok, sezen aksu'dan "ben sende tutuklu kaldım"...

fark ettim de ne saçma bir şarkı bu, ben sende tutuklu kalmadım ki.. sen bende tutuklu kaldın! şurada, tam da lanet olası göğüs kafesimin içinde bir yerde tutuyorum seni ve hep bende kalıyorsun. ben sende tutuklu kalsam, yerimin yüreğin olması gerekmez miydi? ben sende hiç kalmadım ki...

neyse, şarkı mevzusu adamı bozar, yalnızken her ruh haline sokar.. çocuksu yapar, fahişemsi yapar, kimi zaman cesaretli, kimi zaman da korkağın teki... terk edilmiş bir adam için şarkılar birer cinayet aleti! anlıyor musun? sanmam... anla
(ma)...

boş ver,
gelelim başka bir mevzuya, senden bahsetmeli biraz. nerdesin? kiminlesin? değişti mi sesin? değdi mi başka ellere ellerin?... ama cevap veremezsin ki, yoksun. ister istemez düşünüyor insan bunları, ama inan bilmekte istemem, "ikimiz içinde böylesi iyi" dediğin o iyi halinle kal öylece, en kötü sahnesi bu olsun hikayemizin...

kahveden tek bir yudum bile almadım, sigaradan da. bunları yazarken ihmal ettim onları. aslında iyi oldu, belki uykum kaçmaz, yine uyurum, unuturum bunları bir nebze. olmadı bir uyku hapıyla daha devre dışı bırakırız zihni, zor değil. neyse bunları yazmaktaki tek gerekçem, seni çok sevmem, unutamamam ve dayanamayacak kadar çok özlemem...

canım benim,
uyumadığım saatleri saymazsak, seni hiç düşünmüyorum...

lütfen başını yastığa koyarken, benim yerime kendine "iyi geceler" de, bunu fısıldayarak söyle, sonra içinden "seni seviyorum" de sessizce. tıpkı benim gibi...
ve benim için de sonsuz bir uyku dile...

çünkü,
olmuyor!


Kaybolan Şehir Aşk Forumu'ndan Alıntı.