Şu günlerde farklı blogları okumaya, yazmaktan çok daha zaman harcıyorum. Bloglara zaman ayırırken en iyi blogları takip ediyorum, benim için başlıca kriter bu. Zira bana yeni ufuklar açabilecek bloglar fayda sağlar. Farklı bakış açıları ve düşünceleri ödünç alıyor, kendimce uygulamaya koyuyorum ya da sizler ile paylaşıyorum.

Bu reklam sadece misafirlere görünüyor. Oturum açar veya üye olursan, bu reklamdan kurtulursun.


Genellikle bloglama yapan yazarlar daha çok kendi bloglarında vakit geçirirler. Bu başlı başına bir hata. Rakiplerin analiz edilmesi, öğrenilecek tonla bilginin var olması nedeniyle, farklı blog tiplerini değerlendirmek sizlere ekstra olarak büyük güç katacaktır.


Bu yazımda, başarılı blogların bilinmeyen özellikleri bizzat kendi deneyimlerim ile paylaşmak istedim. Haydi başlayalım:


1. Sağlam içerik planı
İçerik kraldır repliği zihninize kazınmış ise, artık blogunuzda yayınladığınız yazıların her birine ayrı bir önem verdiğinizi düşünüyorum. Ancak sağlam içerik oluştururken bir planınızın olmaması sizi uzun vadede hayal kırıklığına sürükleyecektir. İçerik üretirken okuyucuların sorularını yanıtlayan yazılara yer vermelisiniz. Bunun yanında, planınızın olması şart. Örneğin: Blogger ile ilgili blogunuzda, bloglama ile ilgili ip uçlarını verirken belirli aşamaları takip etmelisiniz. Kısaca, basite indirgenmiş giriş konularının akabinde, gelişmiş blog ip uçlarını paylaşmanız çok faydalı olacaktır.


Tüm bu önerilere ek olarak, hangi alana yönelik yazıyorsanız yolunuzdan sapmayın. Hit uğruna yapacağınız farklı konu merakı, ileride Google amca gözünde sitenizin değersiz (çöp site) bir konuma sürükleyebilir. Olmaz olmaz demeyin, kesinlikle oluyor.


2. Uzun vadeli hedefler
Blogunuz için hedef belirlemeniz gerekiyor. Yukarıdaki maddede içerik planından bahsettik ancak en önemli maddelerden birisi bu bence. Blogunuz için hedef belirlerken 3 başlığı düşünün. Yakın hedefler, orta vadeli hedefler ve uzun vadeli hedefler olmak üzere kendinize hedef planı çizin. İlk iki hedef belki kafanızda şekillenmeyebilir ancak uzun vadeli hedef için sıkı bir programlama yapın.


Uzun avdeli hedef için en azından kendinize 6 aylık bir periyot verin. Blogunuza 6 ay boyunca, kaliteli içerik ve belirli bir strateji oturtturun. Bununla beraber, sayaç eklemenizi tavsiye etmiyorum. İlk 6 aylık süreç boyunca her an sayaca bağlı blog yazarsanız, ya blogu terkeder ya da hit getiren dizi, müzik başlıkları ile konunuzdan sapıp, çöp bir blog doğmasına neden olabilirsiniz.


Tekrar ediyorum, 6 ay boyunca blogunuza sayaç eklemeden, karşılıksız sevin. Ne kadar çok severseniz o kadar iyi. (Göz kırpma işareti gelecek)


3. Hakkımda sayfası
Hakkımda sayfası blogunuza gelen ziyaretçileriniz için olmazsa olmaz candır. Bunu diyorum ama benim henüz bir hakkımda sayfam yok. Üşeniyorum, hayat hikayem bayat hikayem mi oldu nedir bilemiyorum.


Blogunuzdaki hakkımda sayfası ana sayfadan sonra en çok ziyaret edilen sayfaların başında gelecektir. Hadi hakkımda sayfası yazayım diye sıradan bir sayfa oluşturmamak adına, size hakkımda sayfanızı oluştururken hangi adamlara dikkat etmeniz gerektiğini birkaç adımla belirtmek isterim:


Hikayenizi yazın
Blog yazmaya nasıl başladığınızı, nasıl bir hikayeniz olduğunu yazın. Ziyaretçilere kim olduğunuzu net cümleler ile açıklayın, süslü cümleler kullanmayın, kıza yürümüyorsunuz.
Fotoğraflarınızı paylaşın
Hakkımda sayfasında kaliteli fotoğraflarınıza yer vermenizde fayda var. İnsanlar kendilerine yardım eden bloggerı dünya gözüyle görmek isterler. Burada dikkat etmeniz gereken şey; samimi olurken ciddiyetten uzak bir fotoğraf yayınlamayın.
Referansları sıralayın
Referanslarınızı açıklayıcı bir şekilde alt alta sıralayın. İnsanların kafalarında bu adam nerede çalışıyor veya çalışmış soruları kesin olur. (Kendimden biliyorum)
Ex-ten next yapın
Bu tabiri çok seviyorum. Ex-ten next olmaz ama bloglarda oluyor. Önemli eski içeriklerinizden birkaçına linkleme yapın. Bunu yaparken en çok tercih edilen konuları seçmenizi tavsiye ederim. Linkleme yaparken spam şeklinde bokunu çıkarmayın aman dikkat.
Bloga e-posta abonelik
Bu adım çok önemli, dikkat ettiyseniz henüz benim blogda da aktif değil. Zira daha 4-5 günlük bir proje diye ağırdan alıyorum. Hakkımda sayfanızda bloga e-posta ile abonelik şeklinde insanları yönlendirin. Okuyucularınız ile aranızda sıkı bir bağ oluşmasına büyük faydası olacaktır.


Tüm parçaları bir bütün haline getirdiğinizde, insanlar sizin hakkınızda daha detaylı ve sağlıklı bilgiye ulaşabilirler.


4. Düzenli e-posta iletileri
Blogunuza abone olan takipçileriniz için düzenli bir e-posta sistemi oturtmanız gerekiyor. Ziyaretçilerinize mümkün olduğunca her yeni içerik girdiğinizde e-posta göndermenizi öneririm. Ancak bunu yaparken teşvik edici mesajlar kullanmanız sizin için çok büyük avantaj yaratacaktır.


İnsanlarda merak uyandıran cümleler kullanırken çok da uzun bir metin olmamasına lütfen dikkat edin. (Bu yazıyı saymıyorum, çok çok uzun. Hatta e-kitap bile olabilir)


Günde atıyorum 4 içerik giriyorsanız, içeriğin tamamını da ayrı ayrı mail atmanızı tavsiye etmem. Zira sürekli atılan güncelleme mailleri insanları sıkar ve sizi spam ağına atabilir, bu hususa da çok dikkat etmelisiniz.


5. Kendi adınızı alın!
Bloglamaya yeni başladıysanız muhtemelen biraz endişeleriniz oluşabilir. Alan adı alımı ve sitenizi kurma konusunda endişelenmeniz ve bilgi eksikliği yaşıyor oluşunuz gayet normaldir.


Zamanla bu tür durumların üstesinden gelebileceğinizi düşünüyorum. Blogspot, WordPress ve Tumblr ücretsiz domain sağlayan sistemler faydalı ancak ideal değildir. Bu yüzden domain adınızı alıp, siteniz ücretsiz hostta bile olsa yönlendirme yapmanızı öneririm. Blogfikirleri.com size bu konuda fikir verebilir. Zira, Blogger alt yapısını kullanıyorum ve domain alarak sitemi yönlendirdim.


6. WordPress blog ile camiaya merhaba
Blog camiasında son dönemde popüler bir WordPress akımı yaşanıyor. Bunun çok farklı nedenleri var, Blogger'ın popülerliği düşmedi ancak kendisine çok sağlam bir rakip çıktı diyebiliriz. Ben de daha önceki şu yazımda, Blogger ve WordPress karşılaştırmasında turunculardan yana olmuştum.


Dilerseniz WordPress blog kurarak bloglamaya başlayacak olanlar için neden bu sistemi tercih etmeliler? sorusunu madde madde yanıtlayalım:


Sayılmayacak kadar çok eklenti: WordPress, Blogger'a kıyasla çok daha özgür bir sistem ve istediğiniz hallerde web siteniz için binlerce alternatif eklenti mevcut. Yani hazır bir şablon üzerinde sınırsız özgürlük alanınız var ve bu alanı eklentiler ile daha kolay bir şekilde süsleyebilirsiniz.


Temalar: Görsellik web sektöründe büyük önem kazanınca, WordPress'in kaliteli temaları haliyle tüm ihtiyaçlarınızı karşılaşayacak kaliteye ulaştı.


Kullanım kolaylığı: WordPress hazır bir panele sahip ve kullanımı oldukça basit. (Ancak Blogger'ın eline su dökemez, net!)


Deli gibi özgürlük: Eklentilerden bahsederken söylemiştik, WordPress demek sınırsız özgürlük demek. Eğer deli gibi HTML bilginiz var ise, şablonun her bölümünde özelleştirmeler ve farklılıklar yaratma şansına sahipsiniz.


Tam kontrol merkezi: WordPress sisteminin en güzel yanı. Web sitenizin hostingi (barındırma) dahil tüm alanlarda tam kontrole sahip olabiliyorsunuz. Bu şu demek; yarın öbür gün blogspot sitenizi kapadığında, yaptırımınız çok kısıtlı. Her şey uçup gider. Ancak WordPress kurup, domain ve hostinginizi aldığınızda, her şeyden siz sorumlusunuz. (Bu işlemler ücretsiz değil, bu yüzden de Blogger gibi sistemler hala çok popüler)


7. Sosyalleşmek için savaşın!
Savaşmak eylemi biraz abartı olsa da sosyal medya çok önemli. Sosyal medyada yaşayan insanların sayısının günden güne arttığını 2014 Türkiye'sinde elinizde ürünü en iyi şekilde tanıtmak için mecburen bu akıma duyarsız kalmamanız gerekiyor.


Blogunuz kişisel ise, kendi profilinize, kurumsal bir blog yaptıysanız özel hesaplar açarak web sayfanızın adını kullanmalısınız.


Sosyal medyada, Pinterest, Google +, Facebook ve Twitter'da olmanız ilk adımlar için yeterli. Bunun dışında site içi sosyallik çok önemli, Site içi sosyallik nedir efendim derseniz;


Yazdığınız konular üzerine video ve görsel içeriğin yanında podcast yayınları da sizi Google amca gözünde değerli kılarken, okuyucu kitlenizin de etkileşimi bir kat daha arttıracaktır.


Ben her zaman şunu söylerim; Google, Türkiye pazarına yanlış bakıyor ve bloglar çöp oluyor. Avrupa'daki adam blogculuk ile geçimini sağlıyor ve tüm vaktini sayfasında video, podcast yayınları ile süslüyor. Türkiye'de bu durum henüz oturmadı ve bloglar tam anlamıyla kazanç kapısı değil. Bu yüzden reklam gelirlerinde de adaletsizlik mevcut. Google kısaca istediği kaliteyi haklı olarak bulamıyor ama ülkemizdeki blog anlayışı da buna izin vermiyor.


Umarım tez zamanda blog dünyası adına profesyonellik günden güne artış gösterir.


8. Bir tutam Splash reklam serpin!
Farkındayım, yazı çok uzun oldu. Başlıklar da biraz biraz yemek bloglarını andırıyor ama bu kısım çok önemli. Ekmeğini çok fazla yedim ve başarılı olmak için mutlaka deneyim etmenizi öneririm.


Facebook ana sayfanızda ya da sayfanın sağ kenarında çıkan splash reklamlar blogunuz için bulunmaz bir nimet. Direkt olarak hedef kitle belirlemek adına sizlere büyük fayda sağlayacaktır.


Geçenlerde çok yakın bir arkadaşım da Facebook splash reklamlarının faydası çok gördü ve sonuçlara bizler de inanamadık. Blogunuz için reklam verirken günlük sanıyorum ki 7 dolar ödeme yapıyorsunuz ve 25 dolar olmadan sizden ücret talep etmiyorlar. Blogunuzda ufak bir promosyon kampanyası yaparsanız ve bunun duyurusunu Facebook'ta yaparsanız geri dönüşler çok iyi olacaktır.


Ekleme yapayım:
Facebook'a blogunuz için reklam verirken, hedef kitlenize yönelik yaş ve ilgi alanlarınızı iyi belirlemelisiniz. Aksi taktirde reklamınız havada kalabilir.




9. Profesyonel fotoğrafların önemi
Başlığa bakarsanız, önce blogunuzda görsel önemli mi? Bu sorunun cevabını yanıtlamalısınız. Görsellik arama motorlarının hoşuna gider ve blogunuzun okunma oranını arttırır.


Naçizane tavsiyem; fotoğraflarınızı kendiniz çekmeye özen gösterin. Kendiniz çekerken de dikkat çekebilecek, sıra dışı kareler yakalarsanız çok yararını görürsünüz.


10. Logo seçimine dikkat!
Bloglarda logonun önemi büyük. Sıcak ve samimi bir logoya sahip olurken aynı zamanda yayın politikanıza uygun bir tasarım geliştirmelisiniz. Bunun için profesyonel ellerden yardım almanızı öneririm. Benim blog için henüz bu adım tamamlanmadı. İlerleyen günlerde daha kaliteli bir blog logosu tercih edeceğim.


Sizlere tavsiyem: marka oluşturmak için özgün bir logo tasarımı seçmeniz gerekiyor. Logoyu seçerken blog sayfanızın temasına ve renklerine uygun seçim yapmanız fark yaratacaktır.


11. Sır saklamadan yüksek sesle!
Blog yazılarınızda sır saklamayın. Bildiklerinizi en iyi şekilde anlatın ki okuyucularınız memnun kalsın. Şöyle düşünün: yazdığınız bir konu üzerine blog sayfanıza gelen ziyaretçi tam olarak istediği bilgiyi almadan blogunuzdan çıkış yaptığında sizce bir daha geri dönüş yapar mı?


Bence cevap çok açık. Traj kaybı aynı zamanda uzun vadede itibar kaybını da yaşatır. Çok sorarlar; blog yazımın uzunluğu ne kadar olmalı diye? soru çok doğru ancak verilen cevaplar genelde çok yanlış. Belirli bir kelime ve cümle sınırlaması şablonu oturtup cevaplar vermek bloglamaya yeni başlayanlara en büyük ihanettir. (kanımca)


Blog yazısının uzunluğu anlattığınız konuya göre değişkenlik gösterirken, bilgiyi tam olarak verebiliyorsanız uzunluğu kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Kullanıcı odaklı çalışın, gerisini fazla düşünmeyin.


12. Fark yaratanların farkını bulun!
Günümüzde çok popülerleşti! Teknoloji blogu kurarım 1 ay sonra Adsense reklamı alıp paranın dibine vururum diye! Sonrasında çöplüğe dönmüş, terkedilmiş ve en kötüsü de hayalleri yıkmış bir web sayfası.


Kaliteli sayfa oluşturup, ziyaretçi kitlesi elde edebilmek için piyasada ün salmış blogları detaylıca inceleyin. Başlıktan da anlayacağınız üzere, fark yaratan blogların yazış ve duruşları çok farklı. Özgünlük baştan yazmak değil, benzersiz yazmak diyorum. Daha önce yazılmış bir konu üzerine yazmak size bir şey katmaz, olmayanı yazarsanız başarı gelir.


13. Mobil siteye duyarsız kalmayın!
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki mobil aramaları büyük gelişim gösteriyor. Google başta olmak üzere birçok arama motoru da web sayfalarını mobil tasarımlarına göre de değerlendiriyor.


Blogunuzun mobil tasarımını oluştururken yine kullanıcı odaklı olun ve duyarlı bir tasarımı tercih edin. Duyarlı tasarım oluştururken web sayfanızın kullanışlığını bozmadan okuyucuların istedikleri kategorilere kolayca ulaşabilmelerini sağlayın.


Son olarak, mobil tasarımlarda reklam alanlarına dikkat edin! Reklam alanları mobil sürümlerde kullanıcılar tarafından pek hoş karşılanmaz. Bu yüzden benden size tavsiye, paraları masaüstünde biriktirin!




14. Kenar çubuğuna biraz daha özen!
Blogları inceliyorum, kenar çubuğunda gerekli gereksiz tüm ayrıntı mevcut. Ziyaretçiler gereksiz ayrıntıları çok kolayca eleştirebilir ki bana göre de haklılar. Adam kişisel bloguna reklam almış ki alınmamalı, onu da geçtim hava durumundan dövize kadar önüne ne geldiyse eklemiş.


Bu aşamada biraz soğukkanlı olmanızı rica ediyorum. Acemi blogcu olabilirsiniz ama ne kadar çok özellik eklerseniz o kadar ziyaretçi gelecek diye bir kaide bulunmuyor.
Hata yapmayın, gerekli olan özellikleri kenar çubuğuna ekleyin ve sadeliğin size ekstra nasıl değer kattığını görebilirsiniz.


15. Temel SEO bilgileri
Blogunuzu oluşturduktan sonra, temel SEO bilgilerine göz atmanızı öneririm. Arama motorlarının algoritması sürekli değişim gösteriyor ve siz de haliyle blogunuzda küçük değişiklikler yapmanız gerekebilir.


SEO konusunda detaylı bilgilere ulaşabileceğiniz birçok web sayfası mevcut. Ancak sizleri yine uyarmak isterim ki; her SEO uzmanıyım diyen arkadaşlar ile iş yapmayınız. Referans ve kalite çok önemli, kıstaslarınız bunlar olmalı. Ayrıca "ucuz SEO çalışması yapacağım" şeklinde vaadlerde bulunan kişilerden de uzak durun. Unutmayın, en önemli arama motoro değeri sizsiniz! Ürettiğiniz içerik kralsa, sizler de kralsınız!
.